10 Nisan 2009 Cuma

BİR DESTANIDIR ŞEHRİN

Bir şehir var yaylada, tey yücelerde;
Karlı dağlara sırtını, gönlünü bir garip
sevdaya vermis
Esen rüzgarları hudutsuz,
Uçan kusları hürriyet dermiş
Bembeyaz sabrına bürünüp, ovaların,
Dağlarınca heybetli, yıldızlarınca umutlu,
Bir eli tüfeginde, bir eli şakağında
Hudut beklermiş tabya başında
Kapılarından akmış kervanlar oluk oluk
İpek yüklü, bahar yüklü, Hind'in
Yemen'in kervanları
Erzurum, Van - Erzurum, Van
Diye ötermiş çanları
Maniler yakılmış, Erzurum ekin ekin
Türküler koşulmuş Erzurum çarsı pazar
Sen ağlama demiş canikom,
kirpiklerin ıslanır
Ben ağlimki, deli gönül uslanir
Bile yazılmış kaderi yiğidiyle toprağım
Bir soluk dinlenmeden didinmişler, durmuşlar
Felegi hicveylemiş Nef'i, kayalar misali
Sularınca ah çekip yollara düşmüş Emrah Yıllarca dertli Kerem, Aslı'nın peşinde
Dağ degil, Palandöken göz dağıdır
Yücesine kurulmuş camileri seslenir
Duasında mümindir Çifte Minareler
Üç Kümbetler masalda Selçuk'un üç dilberi
Şahlanan bir gururdur, beri yanda Aziziye
Sanatin çiçek açan bahçesi, Yakutiye
Hele dadaş, adan gurban
Ufaktan bir türkü çaldır,
Hasret yüklü sesinle
Yaz gelende çıkarlar mı Yayla Başına
Semaverler tütende çermik yolunda,
Al-yeşil giyinir, allanır mı tazeler
Kaytan bıyıkli dadaşlar, kolkola mi gezerler
Davul-zurna küte küt nabızlarimda vurur bazı
At oynatmak diler gönül, bir cirit meydanında
Düşlerimde her gece su içerim Yazıcı'dan
Anam bazı Nenehatun, ben Erzurum dadaşı
Bir şehir var yaylada
Bulutlara deger başı
Gönlümde sevdanın dumanı tüter
Rüzgarları hudutsuz Uçan kuşları hürriyet, hürriyet diye öter.  

Sadi Akatay