25 Nisan 2016 Pazartesi

EMİR ŞEYH CAMİİ VE TÜRBESİ

Emir Şeyh Camii ve Türbesi; Çifte Minareli Medrese'nin arkasında yan yanadır.   

Günümüze eserler  ile ilgili kitabe ulaşmadığından yaptıran ve yapım tarihleri hakkında net bilgi bulunmamaktadır.

Caminin 18nci yüzyıl ve Osmanlı dönemine ait olduğu tahmin edilmekte, türbenin  ise İlhanlı dönemine ait olduğu sanılmaktadır.

Önceleri türbeye cami içinden geçilirken, son bakım ve tamiratta türbeye cami  dışından kapı açılmış ve camiye minare eklenmiştir.

Emir Şeyh Camii;  ahşap direklerle destekli sade ve muhteşem bir tavana sahiptir.


Aşağıdaki fotoğraflar geçirdiği son tamir ile ilgili bilgiler vermektedir.


ÇORTAN CAMİİ

Vakıf kayıtlarından 1650 yılında yaptırıldığı öğrenilen Çortan Camii; Erzurum Ayazpaşa Mahallesi Pelit Meydanında bulunmaktadır.  

Sade bir mimarisi olan mabedin toprak damı geçirdiği tamirlerde çatı ile örtülmüştür. Oluklu sac kaplı bir minaresi bulunmaktadır.  

11 Mart 2016 Cuma

SERDARİ (1837-1913)

Serdari 1837 yılında Erzurum Hasankale’de doğdu Zileli Aşık Ceyhuni’nin öğrencisi oldu. Ölünceye kadar destan ve koşma türünde eserler verdi. 1913 yılında hayatını kaybetti.

Benim bu gidişe aklım ermiyor
Fıkara halini kimse sormuyor
Padişah sikkesi selam vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim.

Evlat da babanın sözünü tutmuyor
Acım diye çift sürmeye gitmiyor
Çocuklar büyüdü,ekmek yetmiyor
Başıma bela dölümüz bizim.

AŞIK YAKUP CAN (Ümmani) (1919-1983)

Aşık Ümmani, 1919 yılında Erzurum'un Uzundere ilçesine bağlı Çamlıyamaç Köyü’nde doğmuş olup, asıl ismi Yakup'tur.  1969 yılında ilk defa Âşıklar Bayramı'na katılmış olan Ümmani ’in şiirleri genellikle tasavvufidir .  Aşık  Ümmani, 30 Ocak 1983 tarihinde vefat etmiş ve şiirleri “Halk Şairi Aşık Ümmani Can” isimli kitapta toplanmıştır.

KOŞMA


Hikmeti sorulmaz sırrı Yezdan’ın,
Seni kulum diye arar mı arar.
Eliyle beslediğin nazlı bedenin,
Yakasız gömleğe sarar mı sarar.

Ne işi işledin, neyi unuttun,
Varlığından beri ne yana gittin,
Hayır şer nefesi nereye sarfettin,
İğneden ipliğe sorar mı sorar.

Yokla bu dünyanın nihayetini,
Yerine vermeden emanetini,
Var ise emeğin mükafatını,
Ecrini yaradan verir mi verir.

Gözünden boşuna dökme yaşları,
Başında nişane olur taşları,
Kalbinde aşikar gizli işleri,
Seni halk eyleyen görür mü görür.

Ümmani Can nedir senin muradın,
Sana bir emanet ağzında tadın,
Nihayeti bir gün kolun kanadın,
Ahiri akibet kırar mı kırar.

Kaynak: Ahmet Çakmakcı "Halk Şairi Aşık Ümmani" Can 

DAVUT SULARİ (1926-1984)


Davut Sulari 1926 yılında o dönem Erzurum’a bağlı Tercan’da doğdu. Gerçek İsmi Davut Ağbaba 'dır. Dedesi tasavvuf şairi Kaltık Mehmet Ağanın etkisi ile çok küçük yaşlarda saz çalma ve şiir söylemeye, türkü yakma başladı, Kemali ve Serhat Aşık mahlaslarıyla şiirler yazdı.

Ankara ve İstanbul radyolarında yöresel sanatçı olarak çalışan Davut Sulari'nin; aşıklık geleneğine uygun olarak yaktığı türküler dilden dile dolaşarak ve sevilerek söylendi, dinlendi.

Konya Aşıklar Bayramının düzenlenmesinde önayak olan ve sunuculuğunu yapan Davut Sulari; “Usta Aşık “Atışma” ve “Güzelleme” dallarında büyük bir yetenek sahibiydi. Doğu Anadolu da asırlardan beri dilden dile anlatılan efsaneleri ve menkıbeleri şiirleştirir sazıyla etkili bir makam ve deyişle dost meclislerinde sunardı.

Bütün ömrünü aşıklık geleneğine sadık kalarak sürdüren Davut Sulari; 17 Ocak 1985 tarihinde Erzurum’da bir aşıklar meclisinde hayatını kaybetti.

AŞIKLARMECLİSİ

Benden sorulursa aşık olanlar
Manen pir elinden dolan aşıktır
Meclis olup değerini bulanlar
Kendi cenazesin kılan aşıktır

Kişisel olanı kainat tanır
Darb-i aşk olanlar cihan dolanır
Gahi berrak akar gahi bulanır
Olgun mertebede kalan aşıktır 


Ben aşık değilim yoksul ozanım
İçimde dert kaynar bünyem kazanım
Bazı yalçın dağım bazı sazanım
Davut Sulari'den kalan aşıktır

9 Şubat 2016 Salı

NECDET ÇAĞIL

Prof.Dr.Necdet Çağıl;  1956 yılında Erzurum Pazaryolu’nda doğdu. İlk ve ortaokulu Pazaryolu’nda okudu ve  İstanbul İmam-Hatip Lisesini bitirdi.  1992 yılında Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi  Tefsir Ana Bilim Dalı'na araştırma görevlisi olarak atandı.

Yüksek lisans   ve  doktora çalışmasını Atatürk Üniversitesi İslami  Bilimler Bölümünde tamamlayarak; 2002 yılında doktor,  2003 yılında yardımcı doçent,  2006 yılında doçent 2011 yılında ise profesör oldu. Halen Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tefsir Ana Bilim Dalında öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.


İlahi Kelam'ın Tabiatı (Sözden Yazıya), İnsan yayınları,  İstanbul, 2003 /  Vahidi'nin Esbabu'n-Nuzul Adlı Eserinin Ortak Tercümesi,  İhtar Yay. Erz. 1995 /  Kıraat Olgusu Çerçevesinde Kuran’ın Belagat ve Fonetik Yapısı (Doktora), İlahiyat, Ankara, 2005 /  Kur'an-ı Kerim ve Kitab-ı Mukaddes Mukayesesine Özgün Bir Yaklaşım, Araştırma Yay. Ankara, 2005 /  Din Dili ve Mecaz -Kur'an-ı Kerim ve Kitab-ı Mukaddes Açısından Karşılaştırmalı Bir İnceleme-, İz Yayıncılık, İstanbul 2008. Yayınlanmış kitaplarıdır. Ayrıca çok sayıda makale ve bildirisi mevcuttur.

8 Şubat 2016 Pazartesi

GARDAŞ SEN DUVARİ ÖR, SILIĞİ BEN ÇALARAM

Dadaş bahçesinin duvarını yaptırmak için bir usta ile anlaşmış, ancak iki günde bitmesi gereken duvar bitmek bilmiyormuş. Zira usta her taşı koyduğunda iki adım geri atıp, duvarı süzüp ve marifetine ıslık çalıyormuş.

İnşaat sahibi Dadaş bakmış duvar bir türlü bitmiyor, dayanamamış ustaya müdahale etmiş:

-"Gardaş sen durma! Duvari ör, sılıği ben çalaram!"