27 Temmuz 2014 Pazar

KARAHAN KÖYÜ HARABELERİ


İspir Karahan Köyü'nün hemen kenarında, Karahan Kömür Ocaklarına giderken yolun sol tarafında, duvarları yıkılmış, ancak temelleri belli olan eski bir saray veya şato kalıntısı mevcuttur. 

Bu kalıntının Bizanslılar zamanında bu bölgede oturan Bagaratinilere ait olduğu rivayet edilmektedir. 

GÜRCÜ MEHMET PAŞA CAMİİ

Şehir merkezinde, Sultan Melik Mahallesi’nde yer almaktadır. Saltukoğullarından Sultan Melik tarafından yaptırılan eski mescidin harap olması üzerine, 1648 tarihinde Gürcü Mehmet Paşa tarafından yerine yaptırılmıştır.

Ahşap direk, ahşap tavan ve toprak damlı yapılmış olan cami geçirdiği tamirlerle orijinal halini yitirmiş, bugün moloz taş duvarların üzeri çatı örtülüdür, önünde altı ahşap sütuna oturan yine çatı kaplı bir son cemaat yeri vardır.


Caminin kesme taştan kare kaideli  ve tuğladan örülmüş silindirik gövdeli, tek şerefeli bir minaresi bulunmaktadır.   

ŞAFİİLER CAMİİ

Şafiiler Camii, Taş mağazalar Caddesinin yukarı kesiminde, meşhur Şabahane Çeşmeleri'nin üstündedir.

18nci  Yüzyılda Hacı Mehmed   tarafından yaptırılmıştır.  Düz, ahşap tavanlı camilerimizdendir.


Caminin minaresi, Erzurum minareleri arasında en ilginç olanıdır. İlk yapılışında çıkma balkonu andıran minare günümüzde dıştan duvara asılarak monte edilmiştir.

24 Haziran 2014 Salı

DADAŞ



Ezeli Hak’tır Dadaş'ın Ebedi Hak kalacak,
Duracak durdukça cihan yine mutlak kalacak.

Aşmış Altayları, Cengiz'le beraber geliyor,
Eşi yok, benzeri yok, Varsa göster geliyor.

Fatih'in yoldaşıdır, Yavuz'un kan kardeşi,
Ruhta iman kaynağıdır, histe vicdan ateşi,

Hür doğmuştur anasından, yaşar hürriyet için
Adamıştır nesi varsa sulh için, millet için.

Mertliğin son merhalesi, o hamaset kalesi,
Medeniyet kaynağıdır ruhunun meş'alesi.

Eğilin ey ulu dağlar, savulun fırtınalar,
Sizi kahretmeye kadir bu celadet, bu vakar.

Heybetinden ezilirsin, şu çatılmış kaşa bak,
Nice mağrur başı eğmiş, şu eğilmez başa bak.

Şu eğilmez başa bak ki o ne mâna taşıyor?
Su çatılmış kaşa bak ki gene bayraklaşıyor.

Çekmesin hançerini hey! Hele bir çekse kınından,
Gelecekler ejder olsa geçemezler yakınından.

Kükreyip şahlanıverse, ona gökler daralır,
Toprak altında erir de başı ta arşa varır.

Devrilir mi, yıkılır mı böyle bir azm-i kavi?
Hilkatin şaheseridir, kudretin mucizesi

O, karanlıkları yurttan ebediyen kovacak,
Güneşin battığı yerden, Dadaş'ındır doğacak...

Onu var tarihe sor ki, hangi boydan geliyor?
Kökü ta Ergenekon'dan, Orta Asya'dan geliyor.

Başa geçmiş dadaşım, sanma sondan geliyor.
Ona sen tarihi sor ki O da ondan geliyor.

Bu gelen başta gelendir, yurt için aşka gelen,
Ünü dünyaları sarmış, bu gelen başka gelen.

Kaleler setleri aşmış, çiğnenmiş her siperi,
Gerilik şanına düşmez, ileri hep ileri!

M.Hakkı İbrahimhakkıoğlu

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Fatih TOPATAN (1981----)

Fatih TOPATAN  1981 yılında Erzurum’da doğdu, ilk ve orta öğrenimimi  Erzurum’da yaparak Teknik ve Endüstri Meslek Lisesini bitirdi.  Hattat olan dedesi ve babasının etkisinde kalarak  onların yazılarını tahta üzerine oymaya başladı. Zamanla yaptıklarını geliştirerek nah (ahşap oyma) sanatı ile hat (güzel yazı) sanatını mükemmel bir şekilde birleştirdi.  


150 civarında nahhat eserine imza atan Fatih Topatan; Erzurum, İstanbul ve Trabzon’da açtığı sergilerde eserlerini sanatsever-lerin beğenisine sunarak büyük ilgi topladı. 

1 Nisan 2014 Salı

DEMİRYOLLARI, ERZURUM VE İSTASYONLARIMIZ

Cumhuriyet döneminde, yabancıların işlettiği hatların millileştirilmesi ile birlikte, “YURDUN DEMİR AĞLAR İLE ÖRÜLMESİ” projesi başlatıldı. Ankara-Erzurum hattının ilk kazması Eylül 1933'te vurularak raylar; Ankara- Kayseri-Sivas-Erzincan ve Erzurum’a doğru hızla döşenmeye devam etti.


Derken 28 Temmuz 1939; Demiryolu Aşkale'ye, 27 Ağustos 1939 günü Ilıca’ya, 6 Eylül 1939 Çarşamba günü ise  Erzurum’a ulaştı.  Demiryolunun şehre gelişi ile Erzurum’da canlılık ve gelişme başladı, çevre illere ulaşım özellikle kış aylarında kolaylaştı,  ta ki demiryolları ihmal edilmeye başlayıncaya kadar. 
Erzincan yönünden gelerek, Erbaş istasyonundan Erzurum il sınırlarına giren demiryolu; Karasu, Saptıran, Aşkale, Çağdariç, Kandilli, Çiçekli, Ağaver, Ilıca (Kaplıca), Palandöken, Erzurum Gar, Uzunahmet, Alvar, Hasankale, Yekabat, Köprüköy, Karaçuha, Horasan, Hızırilyas istasyonlarını kat ederek,  Süngütaşı istasyonu ile il sınırlarını terk etmektedir. 

Saptıran, Çağdariç, Çiçekli, Ağaver, Alvar,  Yekabat ,  Karaçuha ve Hızırilyas istasyonları önemini  yitirip kullanılmadığı için binaları kaderine  terkedilmiş ve kimisi harap olmuş, birçoğu ise kaybolmuştur.
Alvar istasyonu; Hasankale ve Uzunahmet ile ayni mimari yapıdaydı. Çiçekli İstasyonu ise, Kandilli ve Karasu ile üçüz binalardı.  Karaçuha İstasyonu ise Hızırilyas İstasyonunun ikizi idi.
Kullanılmayan istasyonlardan yalnızca Palandöken istasyonu restore edilerek muhafaza edilmektedir, darısı diğer harap istasyonlarımızın başına.
Önceleri Ilıca istasyonunun ismi Kaplıca iken son yıllarda değiştirilerek Ilıca yapılmıştır. Ilıca’nın barındırdığı şeker Fabrikası  ve askeri birlikler nedeni ile geçmiş yıllarda, taşıdığı pancar,  fabrika işçisi ve askeri malzemeler bu istasyonu önemli kılmış ve parlak günler yaşatmıştır.   

Fotoğraflar www.facebook.com/pages/TCDD-ERZURUM sitesinden alınmıştır.

16 Mart 2014 Pazar

ERZURUM VALİ VEKİLİ KADI HURŞİT EFENDİ (1861-1924)

Kadı Hurşit Efendi; 27 Şubat 1861 tarihinde Rize’nin Hemşin bucağında doğdu, Hemşin bucağında ki öğreniminden sonra İstanbul’da, Medrese-i Kuzat’ı (Kadı Okulu ) bitirdi. 

18 Şubat 1889 günü Çorlu ilçesinde kadılık görevine başlayarak, Bayburt, Sürmene, Zile, Görele, Niğde, Musul ve Rize’de kadılık yaptı. 3 Temmuz 1918 tarihinde Erzurum Merkez Kadılığına atanan Kadı Hurşit Efendi, Milli Mücadele ve Erzurum Kongresi için bir şans oldu.

O tarihi günlerde;

Erzurum Valisi Münir Bey görevinden istifa etmiş, Kadı Hurşit Efendi Valiliğe vekalet etmektedir. İngilizlerin tehdidi sonucunda Doğu Karadeniz’deki Türk çetelerini önlemeye Sultan Vahdettin tarafından gönderilen Mustafa Kemal, haddini aşarak Anadolu içlerine uzanmış, üstelikte İngilizlerin aşırı ilgi duyduğu ve Ermeniler lehine hesaplar yapıp entrikalar çevirdiği Erzurum’a gitmiştir.

Erzurum Kongresi toplanmış, Erzurum’da olağanüstü günler yaşanmakta, yurt içi ve yurt dışında dostunda, düşmanında herkesin gözü ve kulağı Erzurum’dadır.

Sultan Vahdettin, İstanbul Hükümeti vasıtasıyla, Mustafa Kemal başta olmak üzere Erzurum’da bulunan silah arkadaşları; Rauf (Orbay), Kazım (Dirik), Binbaşı Hüsrev (Gerede), Dr. Binbaşı Refik (Saydam) ve Mazhar Müfit’in (Kansu) acilen tutuklanarak İstanbul’a gönderilmesini ister.

Ancak kimse Erzurum’da esen havayı öngörememiştir, asker sivil ve yerli halk bütün Erzurum’da milli duygular had safhadadır ve İmparatorluğun kurtuluşu için ilk adımın buradan, Erzurum’dan ve Mustafa Kemal ile atılacağının bilincindedir. Hurşit efendi gelen bu telgraf emirlerini uygulamayarak, Kazım Karabekir’in kolordusunun askeri gücü yanında, vilayet makamı olarak da Erzurum Kongresine ve milli mücadeleye katkı sağlar.

16 Mart 1924 tarihinde, Kadı Hurşit Efendi; Eskişehir Kadılığı görevini yürütürken Eskişehir’de hayatını kaybetti.