1 Nisan 2014 Salı

DEMİRYOLLARI, ERZURUM VE İSTASYONLARIMIZ

Cumhuriyet döneminde, yabancıların işlettiği hatların millileştirilmesi ile birlikte, “YURDUN DEMİR AĞLAR İLE ÖRÜLMESİ” projesi başlatıldı. 

30 Eylül 1924 tarihinde Erzurum’da yaptığı konuşmada Mustafa Kemal Atatürk; "Bu defa Erzurum'a gelirken ayrı ayrı bölgelerden geçtim. Memleketin doğusu ile batısı ve merkezi arasındaki bağlantı, Cumhuriyet idaresinin kafi göremeyeceği bir derecededir. Bunun için doğuyu, diğer vatan parçalarına bağlayacak bir demiryolunun buraya kadar uzatılmasını Türkiye Cumhuriyeti için hayati bir mesele sayıyorum" demiştir.  

Ankara-Erzurum hattının ilk kazması Eylül 1933'te vurularak raylar; Ankara- Kayseri-Sivas-Erzincan ve Erzurum’a doğru hızla döşenmeye başladı.


28 Temmuz 1939; Demiryolu Aşkale'ye, 27 Ağustos 1939 günü Ilıca’ya, 6 Eylül 1939 Çarşamba günü ise Erzurum’a ulaştı. 

Daha önce dar hat olan, Erzurum-Uzunahmet İstasyonu arasındaki 22 kilometrelik kısım 1949 yılında geniş hatta çevrildi. 10 Ocak 1951 günü Erzurum-Horasan arası ve 30 Ağustos 1961 tarihinde ise Horasan-Kars Hattı tamamlandı.

Demiryolunun şehre gelişi ile Erzurum’da canlılık ve gelişme başladı, çevre illere ulaşım özellikle kış aylarında kolaylaştı, ta ki demiryolları ihmal edilmeye başlayıncaya kadar.

Erzincan yönünden gelerek, Erbaş istasyonundan Erzurum il sınırlarına giren demiryolu; Karasu, Saptıran, Aşkale, Çağdariç, Kandilli, Çiçekli, Ağaver, Ilıca (Kaplıca), Palandöken, Erzurum Gar, Uzunahmet, Alvar, Hasankale, Yekabat, Köprüköy, Karaçuha, Horasan, Hızırilyas istasyonlarını kat ederek,  Süngütaşı istasyonu ile il sınırlarını terk etmektedir. 

Saptıran, Çağdariç, Çiçekli, Ağaver, Alvar,  Yekabat ,  Karaçuha ve Hızırilyas istasyonları önemini  yitirip kullanılmadığı için binaları kaderine  terkedilmiş ve kimisi harap olmuş, birçoğu ise kaybolmuştur.
Alvar istasyonu; Hasankale ve Uzunahmet ile ayni mimari yapıdaydı. Çiçekli İstasyonu ise, Kandilli ve Karasu ile üçüz binalardı.  Karaçuha İstasyonu ise Hızırilyas İstasyonunun ikizi idi.
Kullanılmayan istasyonlardan yalnızca Palandöken istasyonu restore edilerek muhafaza edilmektedir, darısı diğer harap istasyonlarımızın başına.
Önceleri Ilıca istasyonunun ismi Kaplıca iken son yıllarda değiştirilerek Ilıca yapılmıştır. Ilıca’nın barındırdığı şeker Fabrikası  ve askeri birlikler nedeni ile geçmiş yıllarda, taşıdığı pancar,  fabrika işçisi ve askeri malzemeler bu istasyonu önemli kılmış ve parlak günler yaşatmıştır.   

Fotoğraflar www.facebook.com/pages/TCDD-ERZURUM sitesinden alınmıştır.