25 Şubat 2010 Perşembe

2010 YILI MEVLİT KANDİLİ

Mevlit Kandilinizin Hayırlara vesile olmasını dilerim, Değerli Dostlarım!

Yâ rabbi! Sen benim rabbimsin, ben ise senin kulunum.
Sen herşeyi Yaratıcısın, ben ise yaratılanım.
Sen rızık verensin, ben ise rızık alanım.
Sen mülkün sahibisin, ben ise kölenim.
Sen kuvvet sahibisin, ben ise âciz ve zelîlim.
Sen zenginsin, ben ise sana muhtacım.
Sen ezelî dirisin, ben ise ölüme mahkûmum.
Sen bakisin, ben ise fânîyim.
Sen kerem sahibisin, ben ise kötülenmeye lâyığım.
Sen iyilik yapansın, ben ise kötülük işleyenim.
Sen affedicisin, ben ise günahkârım. Sen büyüksün, ben ise hakirim. Sen kuvvet sahibisin, ben ise zaîfim.
Sen verensin, ben ise isteyenim.
Sen emniyet verensin, ben ise korkanım,
Sen cömertsin, ben ise dua edenim.

Ey merhametlilerin en merhametlisi! Rahmetinle bizim günahlarımızı affet. Suçlarımızı bağışla.
Amin.

4 Şubat 2010 Perşembe

KUTSAL ŞEHİR ERZURUM


Sevdalıyım sevdalı Dadaşına Barına,
Aşık olmuşum aşık boranına karına,
Sana kin besleyenler sürüm sürüm sürüne,
İnan ki çok yücesin kutsal şehir Erzurum.



Adını duyduğumda kanım kaynıyor kanım,
Burcunda dalgalansın Ay yıldızlı bayrağım,
Bir karış toprağına feda olsun bin canım,
İnan ki çok yücesin kutsal şehir Erzurum.

Altı bin yıl boyunca çektiğin kahır çile,
O kadar güzelsin ki dolaştın elden ele.
On birinci asırda vatan oldun TÜRKLERE.
İnan ki çok yücesin kutsal şehir Erzurum.

Ruslarla,Ermeniler gizlice anlaştılar,
Yurdumu işgal için pervasızca koştular,
Aziziye tabyasında cehenneme düştüler,
İnan ki çok yücesin kutsal şehir Erzurum.

Gazi Ahmet Muhtar Paşa harp ediyor giderek,
Ardında halk ordusu,cenk başlıyordu cenk,
Kimi çapa,kimi balta,kimi kazma,kimide aldı kürek,
İnan ki çok yücesin kutsal şehir Erzurum.

Halka önder oldular Şerife hanım, Kara Fatma, Nene Hatun,
Kantarcı Mehmet Efendi, Tufançlı Hüseyin Ağa, Name Kadın,
Kavak camii imamı Yaşar emmi seslendi olalım bir bütün,
İnan ki çok yücesin kutsal şehir Erzurum.

Hasan’i Basri semti aldı gavur boğan adını,
TÜRK’ÜN onuru için savaşıyordu, ihtiyarı kadını.
Dadaş vermez vatanını, dökmedikçe son kanını,
İnan ki çok yücesin kutsal şehir Erzurum.

Ermeni çeteleri katliama başladılar,
Çocukları hızarla, yaşlıları haşladılar,
Hamile kadınları karnından şişlediler.
İnan ki çok yücesin kutsal şehir Erzurum.

Kazım Karabekir Paşa yürüdü kolordusuyla,
Zaferi kazanmıştı,yiğitler süngüsüyle,
12 mart kutlansın kahramanlık türküsüyle.
İnan ki çok yücesin kutsal şehir Erzurum.

Ben öleyim yeter ki sana zarar gelmesin,
Yüce Rabbim milletime elem keder vermesin,
Dikkat edin hainler içimize girmesin.
İnan ki çok yücesin kutsal şehir Erzurum.

İsmail yazdıklarım tarihin ta kendisi,
Erzurum şehirlerin onurlu efendisi,
ATAM armağan etti bize yirmi üç temmuz’u.
İnan ki çok yücesin kutsal şehir Erzurum.

İsmail Tunç

KUVÂYİ MİLLİYE DESTANI


Erzurum'da on dört gün sürdü Kongre :
orda, mazlum milletlerden bahsedildi
bütün mazlum milletlerden
ve emperyalizme karşı dövüşlerinden onların.

Orda, bir Şûrayı Millî'den bahsedildi,
İradei Milliyeye müstenit bir Şûrayı Millî'den.
Buna rağmen,
"Âsi gelmiyelim" diyenler vardı,
"makamı hilâfet ve saltanata."
Hattâ casuslar vardı içerde.

Buna rağmen,
"Bütün aksâmı vatan birküldür" denildi.
"Kabul olunmaz," denildi,
"Manda ve Himaye..."

Buna rağmen,
İstanbul'da birçok hanımlar, beyler, paşalar,
Türk halkından kesmişlerdi umudu.
Yağdırıldı telgraflar Erzurum'a :
"Amerikan mandası altına girelim," diye.
"İstiklâl, diyorlardı, şâyanı arzu ve tercihtir, amma
bugün bu, diyorlardı, mümkün değil,
birkaç vilâyet, diyorlardı, kalacak elde,
şu halde, diyorlardı, şu halde,
Memâliki Osmaniye'nin cümlesine şâmil
Amerikan mandaterliğini talep etmeği
memleketimiz için en nâfi
bir şekli hal kabul ediyoruz."

Fakat bu şekli halli kabul etmedi Erzurumlu.
Erzurum'un kışı zorludur balam,
buz tutar yiğitlerin bıyığı.
Erzurum'da kaskatı, dimdik ölür adam,
kabullenmez yılgınlığı...

İstanbul'da hanımlar, beyler, paşalar,
tül perdeler, kravatlar, apoletler, şişeler,
çıtı pıtı dilleri ve pamuk gibi elleri
ve biçare telgraf telleri
devretmek için Amerika'ya Anadolu'yu
şöyle diyorlardı Erzurum'dakilere :
"Bizi bir başımıza bıraksalar,
tarafgirlik, cehalet
ve çok konuşmaktan başka müspet
bir hayat kuramayız.
İşte bu yüzden Amerika çok işimize geliyor.
Filipin gibi vahşi bir memleketi adam etti Amerika.
Ne olacak,
Biz de on beş, yirmi sene zahmet çekeriz,
sonra Yeni Dünya'nın sayesinde
İstiklâli kafasında ve cebinde taşıyan
bir Türkiye vücuda geliverir.
Amerika, içine girdiği memleket ve millet hayrına
nasıl bir idare kurduğunu
Avrupa'ya göstermek ister.
Hem artık işi uzatmağa gelmez.
Çok tehlikeli anlar yaşıyoruz.
Sergüzeşt ve cidâl devri geçmiştir :
Türkiye'yi, geniş kafalı birkaç kişi belki kurtarabilir."

4 Eylül 919'da toplandı Sıvas Kongresi,
ve 8 Eylülde
Kongrede bu sefer
yine ortaya çıktı Amerikan mandası.
Ak koyunla kara koyunun
geçitte belli olduğu günlerdi o günler.
Ve İstanbul'dan gelen bazı zevat,
sapsarı yılgınlıklarıyla beraber
ve ihanetleriyle birlikte
bir de Amerikan gazeteci getirmiştiler.
Ve Erzurumlulardan ve Sıvaslılardan ve Türk milletinden çok
işbu Mister Bravn'a güveniyorlardı.
Bu zevata :
"İstiklâlimizi kaybetmek istemiyoruz efendiler!"
denildi.
Fakat ayak diredi efendiler :
"Mandanın, istiklâli ihlâl etmiyeceği muhakkak iken,"
dediler,
"Herhalde bir müzâherete muhtacız diyorum ben,"
dediler,
"Hem zaten,"
dediler,
"birbirine mani şeyler değildir
istiklâl ile manda.
Ve esasen,"
dediler,
"müstakil kalamayız böyle bir zamanda.
Memleket harap,
toprak çorak,
borcumuz 500 milyon,
vâridat ise 15 milyon ancak.
Ve Allah muhafaza buyursun
İzmir kalsa Yunanistan'da
ve harbetsek,
düşmanımız vapurla asker getirir.
Biz Erzurum'dan hangi şimendiferle nakliyat yapabiliriz?
Mandayı kabul etmeliyiz, hemen,"
dediler.
"Onlar dretnot yapıyor,
biz yelkenli bir gemi yapamıyoruz.
Hem, İstanbul'daki Amerikan dostlarımız :
Mandamız korkunç değildir,
diyorlar,
Cemiyeti Akvam nizamnamesine dahildir,
diyorlar."

Ve böylece, bin dereden su getirdi İstanbul'dan gelen zevat.
Sıvas, mandayı kabul etmedi fakat,
"Hey gidi deli gönlüm,"
dedi,
"Akıllı, umutlu, sabırlı deli gönlüm,
ya İSTİKLAL, ya ölüm!"

http://www.kurtuluscephesi.com/kurcep1/kc73_5.html

Nazım Hikmet RAN

KOŞMA

Geldi geçti bir Reyhani,
Gören olmaz Erzurum'da.
Kara taştaki mercanı,
Kıran olmaz Erzurum'da.

Can emanet veren alır.
Ecel görünmezken gelir.
Mezarım gurbette kalır,
Soran olmaz Erzurum'da.

Erbab-ı mana çarkına,
Gör kemali aşk arkına,
Emrahlar geçer, farkına,
Varan olmaz Erzurum'da.

Mezar olur beden, beden,
Sesleri gelmiyor neden,
Mâna derken onikiden,
Vuran olmaz Erzurum'da.

Havada yumurtlar huma,
Kim der vebali boynuma,
Sazcı derler tabutuma,
Giren olmaz Erzurum'da.

Abide yaptılar kimi,
Reyhani dinle vasfımı,
Benim ise mazarımı,
Ören olmaz Erzurum'da.

Aşık Yaşar Reyhani

KALE SENSİN

Layıkın var methedeyim Kale senin,
Baştan başa seyran ettim her yanın Kale senin.
Minareler ser çekmiştir hâfızlar ezan okur,
Her camide hoş okunur Kur'anın kale senin.

Evliyalar dolaşmıştır yolların isbat eder,
Şeyh meşaik doludur illerin isbat eder,
Misafirperveri gördüm güllerin isbat eder,
Hakkı İbrahim Hazreti sultanın Kale senin.

Şifalı suların vardır derman olur yaraya,
Bir kalem var Zakir Şakir ayak bastı oraya,
Her bir yerden gelen şair şiir yazdı buraya,
Çobanoğlu'ndan yadigar destanın Kale senin.

Aşık Murat Çobanoğlu

İKLİMİ GÜZEL, İNSANI ÖZEL ERZURUM

Erzurum ili bir başkadır,
Dadaşın dili, gönlü aşktadır.
Kar bile aşıktır sana,
Mevsimden önce yağıştadır.
İklimi güzel, insanı özel Erzurum.

Palandöken beyaz takkesini giyer.
Dimdik durur, sanırsın kıyamdadır,
Ovasına beyaz halı serilir,
Sanki palandöken secde edecektir.
İklimi güzel, insanı özel Erzurum.

Soğuktur suyu gözeden akar,
İçtinmi, dişine sızı girer, yakar.
Ne hararet kalır, nede serap.
Şükür gerekir, nimetlerine Yarab.
İklimi güzel, insanı özel Erzurum.

Yaz gelince, erir karların usul usul,
Karasuyu sevince boğar bir fasıl,
Koşar gider tarlasına çiftcinin vel hasıl,
Yazında hoş, kışında hoş Erzurum.
İklimi güzel, insanı özel Erzurum.

Baharın gelir, haber verir kardelenler.
Yeşile bürünür dağ, taş, dereler.
Sanırsınki ayağına halı sererler.
Yazı güzel, kışı güzel Erzurum,
İklimi güzel, insanı özel Erzurum.

Alaaddin Taşkın

HAZAN-ÜL ERZURUM


Mevsim ilkbahar, gönlüm hâlâ hazan.
Her tarafta yalnızlık kol geziyor,
Sanki bütün güzellikler tükenmiş,
Güzelim ilkbahar başka illere gitmiş.

Boz bulanık hüzün dolusun Erzurum,
Saklama sırrını, yaşını içine akıtma, ağla!
Beklenen ilkbahar belki de geliyor yağmurla, Erzurum.
Yüzünü batıya döndürmüş,
Ağaçlar, çiçekler, güller.
Güneye giden leylekler, kuşlar döner,
Bu hazanda bizleri, bu şehri terk eder.
Turan Kocaman

ŞEHRİM ERZURUM


Gece düşümdeydi; bir kuzu meler,
Gönlümün telinden içime iner;
Sanki senin sevdan gibi Erzurum,
Sen benim muradım, yurdum ERZURUM!



Muradıma erem der oluyorum;
Sanki birden sana doğruluyorum,
Lâkin, nasip olmaz, kırılır kolum!
Vay! Benim türâbım, yurdum ERZURUM!

Dilini özledim, dilimi yuttum,
Balını özledim, gönül avuttum;
Ağumu içime akıtıyorum,
Tâ ki, düşşsün sana yolum ERZURUM!

Hayâlen yolum hep düşer Ejder`e,
Tabya`dan görünür Değirmen Dere;
Ruhumu Zağgimle avutuyorum,
Görmezsem, gözüm köz olsun ERZURUM!

Gümüşgöz`den hayâl ettim Efem`i;
Alvar`lı Efem`in nefesi beni
Eritiyor, her dem hissediyorum,
Ciğerim yanıp, hâr olsun! ERZURUM!

Bir bakarsın oldum, Gürcükapı`da;
Sanki Recep Abi, işte, karşıda!
Heyhât! Hayal imiş ve anlıyorum:
Yattığı yer senin koynun ERZURUM!

Eşlerden, dostlardan ayrıldık bir-bir;
Şükür ki, yerleri senin kalbindir! ...
Benim de vâ`dimdir; ahdediyorum,
Tenim toprağınla dolsun ERZURUM!

Rüyâmda da olsan, sen hakikatsin;
İçimde yer alır âdetâ aksin;
Aksine dalarak soğutuyorum
İçimde yanan o kor`um ERZURUM!

Muradım var ama, gelemez isem,
Ben sana, rüyâmda: Yolum var desem;
Versen sen rüyâma ulvî bir yorum
Ve bana sen gelsen; n`olur ERZURUM!

Kargapazarı`nda KAR ÇİÇEKLERİM,
KARGÜLÜ`ne dönen kır çiçeklerim
Dikeninde açan GÜL görüyorum;
Bir gülün de, ben olum ERZURUM!

Mustafa Benkli

ERZURUM

Dağında erimez karların gördüm,
Nice mert yiğit erlerin gördüm,
Depreşti yine sana hasretim,
Gözüm açtım Erzurum seni gördüm.

Abdurrahman Gazide okunur ezan,
Sazının teline dokunur ozan,
Azizyede durduruldu ermeni kızan,
Erzurumdur kurtuluş destanı yazan.

Hasretin bağrımı yaktı kul eyledi,
Dadaşlar Hakka yol eyledi,
Abdurrahman Gazi,İbrahim Hakkı niceleri,
Güzel Erzuruma hal eyledi.

İlim kokar Çifte Minareli Medresen,
Üç Kümbetler,Rustem Paşa bedesten,
Tarih yatar toprağında taşında,
İçtinmi suyunu Kırk Çeşmenin başında.

Unuttum sanma Yakudiye seni,
Lala Paşa,Ulu Cami cezbeder beni,
Kalen Erzurumun orta yeri,
Özledim Erzurum özledim seni.

(Ankara 03.10.2005)

Alaaddin Taşkın

ERZURUM


Baktım etrafını seyran eyledim,
Ne güzeldir senin ovan Erzurum.
Güzel yaylaların soğuk suların,
Çokta temiz olur havan Erzurum.

Her yerde söylenir yiğit dadaşı,
Geldi düşman ile karşı be karşı.
Nene Hatun bile yaptı savaşı.
Düşmanı yurdundan kovan Erzurum.

Gaziler gösterdi o günde çaba,
Girdi düşman ile türlü hesaba,
Abdurrahman Gazi ol Habib Baba,
Düşmanı yurdundan kovan Erzurum.

Pervanî nasibin al yudum, yudum,
Yaratan Allah'tır benim ümidim.
Solakzadelerle ol Hakkı mahrum,
Alimler yatağı yuyan Erzurum.

Aşık Pervani

ERZURUM

İstemem tek bir an senden ayrılmak,
Sen beni bırakma, aman Erzurum
Tabiat kudreti senin dağların,
Avrupa ‘lı eder seyran Erzurum.

Ellidört minaren ündür semada,
Sabah namazında eylerler nida,
Abdurrahman Gazi, Habib Baba ‘da
Okur hafızların Kur ‘an Erzurum.

Toprağının altı şehit-şüheda,
İyi insanların feyz-i alada,
Kırklar ‘dan hatıra yüksek Kale de,
Tabyaların aklan, aklan Erzurum.

Bağrında akıyor üçyüzüç pınar,
Eğilip bir yudum içenler kanar,
Sende iyileşir gider yaralar,
Havan Lokman ‘lardan Lokman. Erzurum.

Gümüş kösteklerle gezer Dadaş ‘ın,
Paris ‘e ün saldı Milli Barbaşı ‘n,
Kanlarla yoğrulmuş toprağın-taşın,
Her gencin heybetli aslan, Erzurum.

Seherlerle yanar kahve ocağın,
Tabyadan tabyaya aşar bacağın,
Nene ‘m Hatun dikti ufka sancağın,
Aziziye senden nişan Erzurum

Solundadır İspir, Hınıs ‘tır sağın,
Tekman Deresi ‘nde peynirin, yağın,
Pasinler ambarın, ova otlağın,
Torum Deresi ‘nde meyvan Erzurum.

Şüşar ‘da ineğin, ünlü davarın,
Sürü mekanıdır Eyerdağları ‘n,
Oltu ‘da kömürün ve kehribarın,
Hazinende neyin noksan Erzurum?

Tarihler yazıldı senin aynında,
Sınırlar çizildi Deveboynu ‘nda,
Dört yanı çevirmiş düşman önünde
Vatan senden bekler güman, Erzurum.

Senin başın hakikate bağlıdır,
Yerin yüksek, yaylalıdır, dağlıdır,
Sana her yan bakan namert oğludur,
Tarihlere tarih yazan Erzurum.

Ben ki; Reyhani ‘yim, senden ırağım,
Yazık ki; bu anda gurbet durağım,
Sen benim ustamsın, ben de çırağın,
Sen yetirdin anam-babam, Erzurum.

Aşık Reyhani

ERZURUM

Erzurum doğunun başkenti idi,
Diyerek nam saldım Erzurum’da ben.
Gelin bakın şimdi ne hale geldi,
Bin bir dertle doldum Erzurum’da ben.

Bu şehir müstesna, değil sıradan.
Değişmedi yıllar geçti aradan.
Kimler gelmiş, kimler geçmiş buradan.
Hayallere daldım Erzurum’da ben.

Gel de hayret etme; şu işe bir bak,
Ne de uymuş, kel başa şimşir tarak.
Ayaklar baş olmuş, başlarsa ayak.
İnan şaştım kaldım Erzurum’da ben.

Köstebek yuvası olmuştur şehir,
Cadde, sokaklardan kir akıyor, kir.
Soluduğum zehir, içtiğim zehir,
Müzmin hasta oldum Erzurum’da ben.

Bu sıklet kaldırmaz; ağırdır bu yük,
Sıradan iş değil, vebali büyük.
Şehir büyük, amma adamı küçük.
Ne aradım buldum Erzurum’da ben.

Laf ebesi olduk, icraat sözde,
Kar bile karardı, kirlendi bizde.
Şehir haza çöplük, çöplerse dizde.
Yaşamaktan yıldım Erzurum’da ben.

İnsanlar aç susuz, işlerse kesat.
Ektiğim işsizlik, yoksulluk hasat.
Soğuğundan soğuk, buz kesti hayat.
Sararıp da soldum Erzurum’da ben.

Bu CAN, dadaşımın hep duacısı.
Bitmedi gitti şu göç sancısı,
Ahvalimiz bugün içler acısı.
Saçlarımı yoldum Erzurum’da ben.

Cahit Can
Erzurum/25.01.2009

ERZURUM

Sana destan, sana şiir az olur,
Erzurum Erzurum güzel Erzurum.
On ayı kış, bir iki ay yaz olur,
Erzurum Erzurum güzel Erzurum.

Kar kaplamış Palandöken başını,
Dadaş çeker Erzurum’un kışını.
Ağartır saçını, döker dişini.
Erzurum Erzurum güzel Erzurum.

Dadaşlar soğuktan kıkırik olur,
Ayaklar su çeker, canlılar ölür,
Düşen, gındıllanır ortada kalır.
Erzurum, Erzurum güzel Erzurum.

Yazı kışın hep soğuk su içerler,
Kadınlar toplanır konu açarlar,
Çocuklar kokoru duyup kaçarlar,
Erzurum Erzurum güzel Erzurum.

Soğuğu yedikçe bir oh diyirem,
Ben Dadaşım ya, kar buz yiyirem.
Kadınlar bronşit, herifler verem,
Erzurum Erzurum güzel Erzurum.

Suratım soğuktan kapkara oldu.
Öksürdüm ciğerim hep yara oldu.
Allah’tan ıhlamur bir çare oldu.
Erzurum Erzurum güzel Erzurum.

Hiç düşmezsem, günde üç kez düşirem,
Sobanın yanında bile üşirem,
Pencereye koli bandı döşirem.
Erzurum Erzurum güzel Erzurum.

Kavaklar üstünde karga dolaşır,
Ortalık bembeyaz, gözüm kamaşır.
İki güne zor kuruyor çamaşır.
Erzurum Erzurum güzel Erzurum.

Kömür bile ısıtmazken bedeni,
Doğalgaz moğalgaz ısıtmaz beni.
Ne devlet, ne millet tanıdı seni,
Erzurum Erzurum güzel Erzurum.

Ozan Erhan şerefini bildiğim,
Otuz yıldır ağladığım güldüğüm,
Şanlı tarihine kurban olduğum,
Erzurum Erzurum güzel Erzurum.

ERHAN ÇERKEZOĞLU

ERZURUM

Aras nehri durmayıp, çağlayıp akar,
Palandökeninde şimdi yeşile doyar,
Kır çiçekleri ile bezenmiş olan diyar,
Erzurum’um aşığım, aşığım sana.

Karasu kaynağı dumlu dağından,
Bereket fışkırır dört bir yanından,
Derde şifa vardır her bir otundan,
Erzurum’um aşığım, aşığım sana.

Horasan ereni Erzurum’u özledin yine,
Kendi kendini dadaş dinledin yine,
Yayla rüzgarın gönlünde esiyor yine,
Erzurum’um aşığım, aşığım sana.

Halil Çolak

ERZURUM

Sevene sevda,
Sevilene türkü,
Yiğide bardır Erzurum.

İnsanı arif,
Kalanı tarih,
Palanı kardır Erzurum.

Gelene komşu,
Gülene dost,
Canana candır Erzurum.

M. Selim Adiloğlu

ERZURUM

Sen benim vatanım, ana ocağım.
Yoktur bir benzerin, eşin Erzurum.
Kalemim yazdıkça anlatacağım.
Hem baharın, hem de kışın Erzurum.

Yaylasın yayladım, suyundan içtim.
Dağların dolandım, sırtından geçtim.
Tarlasını ektim, çayırın biçtim.
Çok yedim ekmeğin, aşın Erzurum.

Boz atlar ovada koştuğu zaman,
Cirit mağlubudur düştüğü zaman,
Davul çalar, zurna coştuğu zaman,
Bara geçer öz dadaşın Erzurum.

Destanlar yazıldı her savaşında,
Kan izi var toprağında taşında,
Aziziye önünde tabya başında,
Dünya gördü şahlanışın Erzurum.

Bin dokuz yüz on sekizin sabahı,
Kalene çekildi Türk’ün bayrağı.
İstiklale erdi vatan toprağı,
On iki mart kurtuluşun Erzurum.

Taner Öztürkoğlu sende büyüdü,
Sende kundaklandı, sende uyudu.
Nice kahramanın sende kayıdı,
Kimler var bağrında düşün Erzurum.

Aşık Taner Öztürkoğlu

ERZURUMDAN GELİYORUM

Palandöken dağlarından,
Erzurum’dan geliyorum.
Türkiye’nin doğusundan,
Erzurum’dan geliyorum .

Hançer barı, baş barından,
Sert mizaçlı bakışından,
Tipi boranlı karından,
Erzurum’dan geliyorum.

Âşık Emrah’ın yurdundan,
Sümaninin vatanından,
Reyhanînin sevdasından,
Erzurum’dan geliyorum.

Nene hatun tabyasından,
Kazma kürek savaşından,
Şehitlerin vatanından,
Erzurum’dan geliyorum.

Huma kuşu sedasından,
Sarı gelin yaylasından,
Yiğitlerin harmanından,
Erzurum’dan geliyorum.

Ethem baba türbesinden,
Dadas Narman ilçesinden,
Beyler köyü gök dağından,
Erzurum’dan geliyorum.

SEBAHATTİN ARSLAN

CAN ERZURUM CAN

Kurtulduğumuz gündür bu gün,
Allah Allah sesleri yükseliyor,
Dadaşlar diyarından.
Yürekler bir bütün olmuş,
Tek damardan akıyor kan.

Gün bu gün an bu an,
Bu gün senin günündür,
Can Erzurum Can.

Dadaş yay gibidir,
Gerilmeye gelmez.
Bir kez şaha kalkarsa,
Dur durak dinlemez.
Ezer çıbanın başını,
Yaraları büyütmez.

Gün bu gün, an bu an,
Bu gün senin günündür,
Can Erzurum Can.

Dadaşım tutuşmuş el ele,
Vermiş omuz omuza,
Kurtuluşunu kutluyor,
Büyük bir ihtişamla,
Baş barı oynanıyor,
Yine havuz başında.

Gün bu gün an bu an,
Bu gün senin günündür,
Can Erzurum Can.

Zernişan Aydoğan

ERZURUM


Erzurumun dağı duman gönlü hoş,
Seherlerde öter türlü çeşit kuş,
Yazı azdır tatlı serin olur kış,
Dua almış velilerden Erzurum,

Serhat şehir şehitlerle doludur,
Doğu illerinin bir tek gülüdür,
Hafızlar kuran okuyor camii doludur,
Binbir hatim okutuyor Erzurum,

Ramazanı güzel her gün vaazlar,
Vaaz coşmuş yaş döküyor hep gözler,
Bir ok gibi tesir eder o sözler,
Alimi çok dervişi bol Erzurum,

Manevi bir nazar vardır özünde,
Kışı soğuk sefa vardır yazında,
Abdurrahman Gazi yatar yüzünde,
Velilerin durağıdır Erzurum,

Palandöken Dumlu Baba çevresi,
Yüreğinde vardır düşman yaresi,
Türkiyenin kilit nokta kalası,
Dağı taşı dolu asker Erzurum,

Ismarladım beni yazla kışına,
Gezme kardeş bu kem terin peşine,
Okudum destanın baksan yaşıma,
Gözüm ağlar gönül ağlar Erzurum,

Meftuniden teşekkürler Salim'e
Sadık dostum vakıf olur halime,
Size karşı söz bilemem kelime,
İşte böyle dostum vardır Erzurum,

Abdullah Odabaş/Meftuni

ERZURUM

Karlı dağlarda bir şehir, Karasu,
Fırat'ı doğuran nehir,
Soğuğu, ayazı tam bir zehir,
Beyaz gelinliğini giyen Erzurum.

Ovasında lale, sümbül, menekşe,
Sıcak evlerinde vardır hep neşe,
Dağlarında kavak çam ve meşe,
Yaylaların şehrisin sen Erzurum.

Namusludur sözünde durur eri,
Bakışları canlı ve de çok diri,
Türklüğün sarsılmaz bir direği,
Bayrağımın kırmızısı sen Erzurum.

Aziziye, Mecidiye, Hamidiye tabyanın,
Moskofu boğmuştur şanlı kanın,
Türklüğe güç verdi yiğit sanın,
Tarihimin gücüsün sen Erzurum.

Selçuk Karabulut

ELE GÖRESTİM Kİ

Gurbetten yazıyorum bunları bilinsin,
Dutu ile pekmezine ele görestim ki.
Sıladan uzak karın bile tadı kalmadı,
Oduna giden eşşeğini ele görestim ki.

Anamlar diyor yazları kısa oluyormuş,
Damda gezen pisik bile donuyormuş.
Açmadan kırmızı gülleride soluyormuş,
Yazın açan çiçeklerini ele görestim ki.

Diyar gurbet ellerde biçarek kalıyoruz,
Gece gündüz hep bir nefesini arıyoruz,
Her sabah hayıflanıp da hep ağlıyoruz,
Gözeden gelen suyunu ele görestim ki.

Biliyorum ki kavuşmak haramdır bize,
Erzurum dakiler bu yazdıklarım size,
Merak etmeyin bende geleceğim güze.
Tandır ekmeğini civilini ele görestim ki.

Bu gurbet ele bizleri bilesin sen ittin,
Burnum da tüter inan senin hasretin,
Nerde şimdi amcam, ninem, şemsettin?
Köyüme, komşuma ele görestim ki.

Dediler kilitleri paslanmış viraneymiş,
Seçimden seçime partiler gelirlermiş,
Erzurumlunun yüzü hiçte gülmezmiş,
Dertsiz olup gülenleri ele görestim ki.

Yazarım ama bitiremem ben derdimi,
Beni tüketen dertmi? Sılanın hasretimi?
Ölende götürürlermi benim cesetimi?
Mezarın ile toprağına ele görestim ki.

Derlerki Emin yazarak nereye varırsın?
Millet otobüsle gider sen yaya kalırsın.
Bilirmisen Erzurum sen benim canımsın?
Oltu'ya, Olur'a Hükam'a ele görestim ki.

Emin Aktürk

ERZURUM GÜZELLERİ

Yağmur yağar ıslanırlar,
Sövelere yaslanırlar,
Herif herif seslenirler,
Şu ERZURUM güzelleri.

Evleri var ara ara,
Dizilirler sıra sıra,
Kaşı, gözü kara kara,
Şu ERZURUM güzelleri.

Bahçeleri meşe meşe,
Evleri var köşe köşe,
Sanki benzerler güneşe,
Şu ERZURUM güzelleri.

Evlerin arkası kaya,
Kapıları bakar suya,
Sanki benziyorlar aya,
Şu ERZURUM güzelleri.

Yolları var yokuş yokuş,
Yoğurdu yiyorlar bir hoş,
Adamı ederler sarhoş,
Şu ERZURUM güzelleri.

Tren gelir vura vura,
Yolcu alır dura dura,
Cepte bırakmıyor para,
Şu ERZURUM güzelleri.

Gürbüz Papağan

ERZURUM KIZI

Yosmalar Yosması, Şirinler Şahı,

Güzelin Alası Erzurum Kızı.
Övmüşte Yaratmış Kadir İlahi,
Leylalar Leylası Erzurum Kızı.

Her Yerde Söylenir Şöhretin Senin,
Gururun Şuurun Vakarın Ünün,
Eğer Dağlarının Palandökenin,
Çiğdemi Lalesi Erzurum Kızı.

Erzurum Kızları Sadedir Sade,
Hepsi Melek Soylu Hep Asil Zade,
Sarsılmaz Yıkılmaz Her Ne Olsada,
İffetin Kabesi Erzurum Kızı.

Söyleşirler, Gülüşürler, Şakırlar,
İşleme İşlerler, Dantel Dokurlar,
Tehsili Severler Kitap Okurlar,
İlim Mübtelası Erzurum Kızı.

Böyle Olur Dadaşların Kızları,
Manalı Gözleri, Güler Yüzleri,
Zehiri Bal Eder tatlı Sözleri,
Muhabbet Yaylası Erzurum Kızı.

Aşık Ruhani’yim Sözün Kibarı,
Her Biri Bir Türlü Sevgi Pınarı,
Nur Nene Hatunun Gül Torunları,
Gönüller Cilası Erzurum Kızı.

Aşık Ruhani

ERZURUM

Göklere yakın bir yerde
Kervanı konan Erzurum
El tetikte göz siperde
Yakılır kınan Erzurum

Palandöken dağın adı
Bizde bostan bağın adı
Üç ayın yaz dokuz ay kış
Suları donan Erzurum

Dadaş kızı dadaş olur
Kara göz karakaş olur
Yoldaş olur gardaş olur
Sevdası yaman Erzurum

Kalende saat kulesi
Sende yiğidin alası
Nene hatundur nenesi
Furkanı zaman Erzurum

Üç kümbet çifte minare
Semaver koy akpungara
Cennet çeşmen tabakhane
Dertlere derman Erzurum

Tabyaların suru güzel
Derelerin duru güzel
Çayır çimen kırı güzel
Gizli bir ferman Erzurum

Bin bir türlü çiçek açar
Dağlarında reyhan saçar
Gelinlerin orak biçer
Meşhurdur burman Erzurum

Üç yüz elli bin velisi
Cennet vatanın delisi
Düşman korkutur ölüsü
Tanımaz aman Erzurum

Gemliğe uğradı yolum
Bağlı kaldı elim kolum
Kul azmazsa gelmez zulüm
Başımda duman Erzurum

Bir yanım dağ bir yan çayır
Dört bir yanın sarmış hayır
İçimde hasretin büyür
Bağrımda yanan Erzurum

Bin bir hatimler okunur
Kirpiğin kaşan dokunur
Senden ayrılar yakınır
Kâmili iman Erzurum

Ahmet erginin dilinden
Mızrapsız gönül telinden
Ayrı düştüm tut elimden
Canımsın canan Erzurum

Ahmet Ergin

DELLENİREM

İşmar edip durma ele,
Guduriram sen gelende.
Pungarın başında bile,
Yaniram gız sen gelende.

Çadır gurdum ben bu hana,
Mecnun oldum yana yana,
Gaşıh sapladım sahana,
Sapıtiram sen gelende.

Asbap yıhamah bahana,
Sen bene geldın ahana,
Heç gereh yoh amağana,
Armağansan sen gelende.

Erzurum dağları karlıh,
Aman ne çetın bekarlıh,
Evlenah bitsın bu darlıh,
Dellenirem sen gelende.

Abdulvahap Ateş

DADAŞ SIN DİYORLAR BANA

Dadaşsın diyorlar bana
Keşke Dadaş olabilsem,
İbrik olup Hak'tan yana
Damla damla dolabilsem
Keşke Dadaş olabilsem.

Ekimlik olup karılsam
Su olup akıp durulsam,
Nebi'mi bulup sarılsam
Hep yanında kalabilsen
Keşke Dadaş olabilsem.

Olsam Mevla'nın düşkünü
Sinemde bulsam aşkını,
Od'undan yansam kış günü
Keşke Dadaş olabilsem
Dadaş gibi ölebilsem.

Turgay Ata

DADAŞ

Erzurum dolu dadaş,
Hepsi de bana gardaş.
Yaylaları bir hoştur,
Yolları da yokuştur.

Gezelim çarşı Pazar,
Olmasın bize nazar,
Oltu taşı gerdanlık,
Dere boyu fidanlık.

Erzurum dolu candır,
Yoldaş sever bir handır.
Severse candan sever,
Yanar yürek külhandır.

Bilelim dünü günü,
Dağında sümbülünü,
”Vatan anam” diyerek,
Dadaşın öldüğünü.

Erzurum ırak yerdir,
Dadaş dediğin erdir,
”Vatan canım” diyerek,
Can veren bir neferdir.

İrfan Kayagil

CİRİT

Savaş oyunudur cirit, oyunlarda baş,
At sırtında hünerli ve vakarlıdır dadaş,
Bu yiğit oyunudur, fark etmez ki yaş,
Sürer atını alana, beklemez koşar dadaş.

Beş kişi bölüktür, yedi kişi alay,
Dadaş bar oynar, bilse de halay,
Kolbaşından işaret aldı mı her şey kolay,
Heyecan sarar bedenini, coşar dadaş.

Rahvan koşar atlar, kimi dörtnala,
Cirit havası çalar, davul ile zurna,
Unutulur tüm dert ve sıkıntılar burada,
Erzurum’da tarihi yaşatır ve yaşar dadaş.

Alaaddin Taşkın

CANIM ERZURUM

Şanına yakışır eksi yirmibeş,
Bazende oluyor otuz, otuzbeş.
Karın kalınlığı Yetmiş,yetmişbeş.
Yinede özlerim seni Erzurum.

Geçte olsa bahar elbet geliyor,
Hafif serinlikle gelip geçiyor,
Yaz mevsimi seni çok sevdiriyor.
Özlemin içimde yanar Erzurum.

Temmuz, ağustosta bir hoş olursun,
İsterim toprağım seninle olsun.
Sevdiklerim sende mutluluk bulsun.
Vade bitiminde çağır Erzurum.

Nemli hava ile arkadaş oldum,
Diyar-ı sahilde yanıp kavruldum,
Sıcağı, soğuğu arayıp durdum.
Bütün bunlar sende vardır Erzurum.

Taha Aygün der ki; güzel yaylalar,
Sert iklimde bir hoş olur havalar,
Size deniz bize canım yaylalar,
Baba mekanımsın çağır Erzurum.

Taha Aygün Kanca

CANIM ERZURUM

Bu mevsimde gel Palandöken'den bir bak,
Kendini karşında duran rüyaya bırak,
Sanırsın rıdvan cennetlerden bir durak,
Canların cananı, canım ERZURUM.

Sabahın güneşi vurmuş göğsüne,
Yeşile bürünmüş benzer geline,
Beste olmuş, türkü olmuş aşıkların diline,
Gönüller sultanı, canım ERZURUM.

Uğultulu dağda heybetli kaya,
Bir uçtan bir uça yemyeşil yayla,
Tel tel kadayıflı kıtlama çayla,
Muhabbet dergahı canım ERZURUM.

Gökte humakuşu, yerde karınca,
Ozanlar gönlüne himmet salınca,
Hastalara şifa verir kaplıca,
Dertlerin dermanı canım ERZURUM.

Dephan ovasına ekilmiş darı,
Güzeller geçiyor seçemem yarı,
Tepeden tırnağa giymiş irhamı,
Edep, iffet yurdu canım ERZURUM.

Bir garip ozanım adım biçare,
ilimiz Erzurum yerim Aşkale,
Erenler bu canım kurban sizlere,
Dadaşlar diyarı canım ERZURUM

Gürbüz Papağan

ERZURUM'DA KIŞ

Şimdi Erzurum'da her yer bembeyaz,
Karbeyaz örtüyü çekmiş üstüne.
Palandökenlerden kopar bir ayaz,
Savrulur ovanın, bağın üstüne.
Erzurum'da karlar bar oynar, düşer,
Bir beyaz halıyı döşer de döşer.
Davul vurur, zurna çalar, çığ düşer,
Erzurum'un yolu, izi üstüne.

Ova, çarşaf gibi, kardan bir deniz,
Köyler bu denizde yüzen gemiler.
Biner kızaklara dalar gideriz,
Tozakların, dalgaların üstüne.
Karasu, karları yarar, savaşır,
Bağdat'ı, Basra'yı sorar dolaşır,
Dumlu'nun buzunu çöllere taşır,
Kızgın çölün sıcakları üstüne.

Erzurum'un tarihini yazsınlar,
Bu kalemle, kar defterin üstüne,
Karskapı'da bir çukura kazsınlar,
Şadi diye Kamber taşı üstüne.

Şadi Tanşu