18 Ocak 2011 Salı

SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİNE


Yastığım buzdandı benim…
Baba ocağından,
Ana kucağından gelip,
Toprağıma düşen fidanlarım vardı.
Saramadım sımsıcak,
Oysa toprağım közdendi benim.

Tüyleri toz dumandı zemheride kuşların,
Rüzgar uğultusunda mersiye taşıyordu.
Kıldan ince, kılıçtan keskince yokuşların,
Üzerinden yiğitler sıratı aşıyordu.

Yemen türküleri üşüdü dağlarımda,
Titreyen dudaklarında erlerin,
Kaside söyler dilleri,
Ağıt yakar gözleri,
Açarken buz tutmuş ellerinde umutlar,
Çiçekleri üşümezdi kar altında yerlerin.

Yaprak yaprak acılar toplayarak dallardan,
Yol aldı doksan bin er ayazında gecenin,
Allahuekber dağları uzak düştü yollardan,
Yankısı yok semada ışıyan bir hecenin.

Hava keskin bir bıçak,
Rüzgar ince bir urgan,
Her nefeste yürekler dağlanırken kan gibi,
Buz tuttu göz yaşları,
Kurudu pınarları,
Ahları yankılandı içerden volkan gibi.

Tetiğinde mavzerin hırs ile sönüyordu,
Karanlıkta erlerin ateş gibi düşleri,
İçlerinde derinden bir damar kanıyordu,
Kuytularda eriyor sevdanın gülüşleri.

Bu sevda düşmanıyla,
Buluşmak sevdasıydı.
Bu sevda düşmanıyla,
Vuruşmak sevdasıydı.
Isıtmak için buz tutan ellerini,
Namlunun çeliğine yapışmak sevdasıydı.

Ses bile yankısından üşüyordu boşlukta,
Kırılgan aynalarda varlık buzdan bir heykel.
Düşüyor kar gülleri birer birer loşlukta,
Paramparça yerlerde yürek, hançer ya da el.

Buz ateşten yakıcı,
Soğuk tuzdan acıydı.
Kansızdı her bir yara,
Ölüm tek ilacıydı.
Düşerken kardelenler toprağına vatanın,
Her biri baş tacıydı.

O karanlık gecenin sabahı hiç gelmedi,
Kalanlar göremedi aydınlanan yolları.
Kaybolan gözlerini yiğitler hiç bilmedi,
Ellerinde mavzeri taşımadı kolları.

Dağların ayazına,
Sıkmadılar tek kurşun.
Çizerken bedenleri,
Vatan hudutlarını,
Bozmadılar rüyasını,
Dalında hiçbir kuşun.

Her kar şimdi matemle eriyordur toprakta,
Soğuğunda civanlar üşümesinler diye.
Kar ve kan mahşerinden iz kalmadı yaprakta,
Cennettir bu vatanda yatanlara hediye.

Sebahattin GÜNDAY