10 Ekim 2009 Cumartesi

HÜKUMET KONAĞI


1920 yılında Erzurum'a Hükumet Konağı olarak yaptırılmış olan 3 katlı taş binadır. Sayısız küçük tamirler geçirerek ve çatısı komple yenilenerek bu günlere gelmiştir.

Vilayet birimleri sığmamaya başladığında binanın Hükumet Konağı olarak kullanımından vazgeçilmiş, bir süre bölgeye DGM olarak hizmet vermiştir, bugün ise Bölge İdare Mahkemesi olarak görev yapmaktadır.

2012 restorasyonunda sıva altından çıkan bir kitabede 1339 – 1341 yıllarında Vali Sabit Bey döneminde restorasyon gördüğü anlaşılmaktadır. 


2011 yılında aslına uygun olarak restore edilen bina, Bölge İdare Mahkemesi olarak kullanılmaya devam etmektedir.

NENE HATUN KIZ LİSESİ





1900 yılında bu görkemli bina   Erzurum Darulmuallimi için inşa edildi, daha sonra Erzurum Kız Muallim Mektebi oldu. 


Öğretmen yetiştirme görevi üniversitelere verilince  bina Nene Hatun Kız Lisesine devredildi.

Adliye Binası, Hükümet Konağı ve Mareşal Fevzi Çakmak Hastanesi gibi bu güzel binanında   taş   dış cephesi maalesef  mantıksız bir şekilde 1960 lı yıllarda sıvanarak sanat değeri yarı yarıya yok edildi.  

ESKİ ADLİYE, ŞİMDİLERDE YAKUTİYE BELEDİYE BİNASI


Kesin yapım tarihi bilinmeyen bu değerli eserin, Şerif Efendi zamanında 1900-1910 tarihleri arasında yaptırıldığı tahmin edilmektedir. 1930 yıllarına kadar Müstahkem Mevki Komutanlığı Hizmet Binası, daha sonra da Levazım Komutanlığı olarak kullanılmıştır. 1940 yılında Maliye, 1950 yıllında ise Adliye İdaresine verilmiştir. 1995-1996 yılları arasında Erzurum Belediyesi tarafından onarılmış olan yapı günümüzde Yakutiye Belediyesi Binası olarak kullanılmaktadır.

2010 yılında; Yakutiye Belediye başkanlığı tarafından, binayı çirkinleştiren dış cephedeki sıva kaldırılmış, eski taş malzemelerin aralarındaki derzler yeniden canlandırılmak suretiyle temizleme çalışması yapılmış ve yapılan uyumsuz ekler sökülerek, bina aslına uygun bir şekilde restore edilmiştir.

NUMUNE HASTAHANESİ

1902 Yılında zamanın Erzurum Belediye başkanı Şerif efendi tarafından halktan toplanan paralarla temeli atılmış ve Sultan II. Abdulhamit tarafından inşaat tamamlanmıştır. 1 Eylül 1904 tarihinde Erzurum Gureba Hastanesi adıyla hizmete açılan hastane, 1924 yılında Ankara,Erzurum,Sivas ve Diyarbakır Numune hastaneleri kurulurken, Sağlık Bakanlığına bağlanarak Erzurum Numune Hastanesi adını almıştır.İlk başhekimi Dr.Salim CİMİLLİ dir.

Yurdumuzun uzun geçmişi olan hastanelerinden biridir.Zamanın Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK ve Başbakan İsmet İNÖNÜ tarafından ziyaret edilmiş olup 700 yatağı ile Doğu Anadolu'da Sağlık Bakanlığına bağlı en büyük hastanedir. Hastane 1966 yılında büyük bir onarımdan geçmiştir. Bu sırada eski binadaki ahşap kısımlar betonla değiştirilmiştir. 1968 de temeli atılan ve 1972 yılında hizmete açılan kuzey boloğu 3 katlı olup 1929 yılında hizmete açılan doğumevi ve çocuk bakımevi buraya taşınarak Numune hastanesi bünyesine dahil edilmiştir.Hastanedeki yenileme çalışmaları aralıksız devam etmektedir ve hastanenin doğusundaki yurt binası yıkılarak yeni bir ek bina inşaatına başlanmıştır

MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK HASTAHANESİ

Mustafa Kemal Atatürk'ün emri ile 1925 yılında, Erzurum Meclis-i Umumi'ye hizmet vermesi için yaptırılan bina, hastane binası olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ne devredildi.

Hastanenin açılışı 1937 yılında dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak tarafından yapıldı. T.B.M.M. kararı ile hastaneye ‘Mareşal Çakmak Asker Hastanesi’ adı verildi.

Mareşal Çakmak Asker Hastanesi 1937 yılından 2000 yılına kadar Hastaneler Caddesindeki bu tarihi binada hizmet verdi.

Günün şartlarında hastane olarak yetersiz kalınca yeni bir hastane binası inşa edilmiş ve eski bina 12 Temmuz 2000 tarihinde tarihi eser ilan edilerek muhafaza altına alınmıştır.

Binanın dış cephesi tamamen taş örgüdür. Yapıldığı dönemde askeri personel dışında bölge halkına da sağlık hizmeti sunmuştur.

GAR BİNASI


Cumhuriyet dönemi erken yapıları arasında yer alan tarihi Erzurum Gar Binası; kesme taş bir yapıdır. 20 Temmuz 1937 tarihinde temeli atılarak müştemilatı ile birlikte Erzurum'da treni 1939 yılına kadar hasretle beklemiştir. Neo-Klasik üslubu  ile dönemini yansıtan önemli bir sivil mimari örneğidir.
Ankara-Erzurum hattının ilk kazması Eylül 1933'te vurulurken, ilk tren Erzurum Kongresi'nden yirmi yıl sonra 1939'da Erzurum'a vardı. Gar binasının inşaatı da aynı yıl tamamlanarak, 20 Ağustos 1939 günü resmi açılışı yapıldı.  Demiryolunun şehre gelişi ile Erzurum asırlardır sürdürdüğü canlılığını kazanmaya ve gelişmeye başladı, çevre illere ulaşım özellikle kış aylarında kolaylaştı.

Burada yerli-yabancı turistlere demiryolu nostaljisini yaşatan Türkiye'nin ikinci demiryolları müzesi de bulunuyor. Gar binasının önünde yıllarca Erzurum'a hizmet eden, katarları hazırlayan kömürlü manevra lokomotifi teşhir edilmektedir.

Erzurum Gar Müdürlüğü bünyesindeki müzede, 320 adet 1900'lü yılların başından itibaren demiryolu hizmetlerinde kullanılan çeşitli tarihi belge, araç ve gereçler yer alıyor. Müzede, şehre 1939 yılında ilk tren gelişi için yapılan törenden fotoğraflar, yolcuların trene binmeleri için çalan büyük bir zil, dönemin demiryolu çalışanlarının kullandığı aletler ile gaz lambaları, mors aleti, manyetolu telefonlar, açılış anısına bastırılan madalya ile yine o yıllarda trenlerde hasta yolcuların tedavisinde kullanılan ilaçlar da sergileniyor.

AZİZİYE ANITI

Erzurum’un 10 km. kuzeydoğusunda Top Dağı’nda bulunan Aziziye Anıtı, Aziziye Tabyasının önünde 1952 yılında 3.Ordu Komutanı Orgeneral Nurettin Baransel tarafından yaptırılmıştır. Bu anıt 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nın anısına dikilmiştir.

Anıt kesme taştan yapılmış, üzerindeki bronz plakada: “Bu gelinlik genç kızlar, ihtiyar erkekler ve nineler, kendi namusları ve Türk milletinin şan-ü şerefi için can verdiler, dövüştüler ve öldüler. Şimdi Türk milletinin kalbinde yaşıyorlar. 1877-1952” yazılıdır.

Anıtın sağında dört temsili mezar yapılmıştır. Bunlar asker, gençler, kızlar ve ihtiyarlar için sembolik mezarlardır. Ayrıca anıtta bu savaşın ve Aziziye şehitlerinin anısını sembolleştirmek için bir takım kabartmalara da yer verilmiştir.

Sivas Demiryolu Cer atölyesinde yapılan bu 3 kabartmada Erzurumlu Dadaş, Rus askerini hançerlerken, Türk askeri de Rus askerinin başında tüfeğini parçalarken temsil edilmiştir. Ayrıca gelinlik yaştaki bir genç kızın elindeki satır ile yine bir Rus askerine hücum etmektedir.

Bu anıtın arkasındaki mezarda 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Ruslarla savaşan Türk kadını Nene Hatun’un (1857-1957) mezarı bulunmaktadır. Bu mezarın üzerindeki plakada da: “1877 Osmanlı-Rus harbinde Türk kadınının savaşçılık ruh ve asaletini dünyaya tanıtan kahraman Türk anası Nene Hatun ruhuna Fatiha. Vefatı 22 Mayıs 1957” yazılıdır.